27 Ekim 2013 Pazar
MUTLAKA OKUYUN!
Hindistan da çok ünlü bir ressam varmış.
Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş ve onu 'Renklerin Ustası' anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısa da; kısaca Ranga Guru derlermiş.
Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru'ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş.
Ranga Guru ise;
- Sen artık ressam sayılırsın Raciçi. Artık senin resmini halk değerlendirecek, diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş tabi. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki. Alıp resmi götürmüş Ranga Guru'ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş.
Ranga Guru üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Raciçi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guru'ya götürmüş. Tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Guru. Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte... Ve yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile birlikte bırakmasını istemiş.
Raciçi denileni yapmış.
Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da, boyalar da kullanılmamış. Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru'ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış.
Ranga Guru ise;
Sevgili Raciçi, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün.
Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.
Oysa ikinci konumda onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi.
Sevgili Raciçi, mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın. Emeğinin karşılığını ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur.
Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma.
Bordo Pantolona Siyah Tunik...
Perşembe günü birlikte çalıştığımız arkadaşla çarşıya çıktık.Daha önce rengini ve modelini çok beğenerek yukarıdaki bordo pantolonu almıştım.Ama ne ile giyeceğimi hiç düşünmedim,aldım,astım dolaba...Bu hafta sonu bir STK'nın bölge toplantısı için Kızılcahamam'a gidecektim,pantolonumu giymeye karar verdim ama üstüne giyecek bir şey bulamadım.İşte Perşembe günü siyah bir tunik almak umuduyla çarşıya çıktım ama yok,yok!En markalısından en basit mağazaya kadar baktım ama nafile bulamadım.Diksem diye düşündüm ama vakit yok...Kimi çok süslü,kiminin kumaşı basit vs,bulamadım.Son çare iş başa düştü,gittim kumaş aldım,son gece bir uğraş diktim,tam da istediğim gibi oldu.Sade ve şık!
Kumaşı ipek krep! Yer olarak güzel ama bir daha kullanacağımı sanmıyorum;çünkü kırışıyor.Hele de şehir dışına çıkacaksanız sıkıntı,valizde kırışıyor,ütü de bulamazsanız yandınız!
Yakasını seyyar yaptım ki başka kıyafetlerimle de kullanabileyim...
Bu da yakasız hali...Duruma göre böyle de kullanabilirim!
Kalıbı CREAZION ELİŞİ dergisinden kullandım.Üst beden ayrı alt ayrı kalıptan,ikisini birleştirdim.
Vicdanımın notu:Daha önce başladığım uzun ceketimi de en kısa sürede bitireceğim...
Hayırla kalın...
Kumaşı ipek krep! Yer olarak güzel ama bir daha kullanacağımı sanmıyorum;çünkü kırışıyor.Hele de şehir dışına çıkacaksanız sıkıntı,valizde kırışıyor,ütü de bulamazsanız yandınız!
Bu da yakasız hali...Duruma göre böyle de kullanabilirim!
Kalıbı CREAZION ELİŞİ dergisinden kullandım.Üst beden ayrı alt ayrı kalıptan,ikisini birleştirdim.
Vicdanımın notu:Daha önce başladığım uzun ceketimi de en kısa sürede bitireceğim...
Hayırla kalın...
23 Ekim 2013 Çarşamba
Sac Üstü
15 yıllık bir evliliğim var,çok şükür.Bunca sene boyunca tatlısından tuzlusuna birçok hamur işi yapmışımdır.Ancak ilk kez sac üstü(haşhaşlı katmer) yaptım.Annem çok güzel yapar bunu,tel tel olur çok severim.Annemin yaptığı gibi olmayacak,o tadı tutturamayacağım diye mi korktum bilmiyorum ama hiç kısmet olmadı.Dün aklıma esti kalktım yaptım,annemin yaptığı kadar olmadı belki ama yine de severek yedik,hiç kalmadığına göre güzel olmuştu sanırım...Nasıl yaptığıma gelirsek:
Malzeme:3 s.b un
Yarım paket maya
Tuz ve su
1kase dövülmüş haşhaş
1 s.b sıvıyağ(haşhaşla karıştırılır)
Bu malzemelerle(haşhaş ve yağ hariç) çok katı olmayan hamur yoğurup yarım saat kadar beklettim,çok mayalanmasına gerek yok.Elma kadar bezeler alıp açtım.
İçine yağ ile karıştırılmış haşhaş sürdüm.
Şekildeki gibi rulo yaptım ve bu ruloyu kendi etrafında doladım.
En son tekrar açtım ve teflon tavada arkalı önlü pişirdim.İçinde yağ var ama lezzetine lezzet katayım derseniz sıcakken tereyağ ile yağlayabilirsiniz.
Afiyet olsun...
Hayırla kalın...
Kızımın Cicileri Çekiliş Haberi...
Kızımın Cicileri bloğunda çekiliş var .Buyrun:http://bebegimincicileri.blogspot.com
21 Ekim 2013 Pazartesi
Ayakkabı Çantası
Gecenin bir yarısı uykudan hemen önce çalışkanlığım tuttu,bilgisayarın başına geçtim.Aslında telefonu şarja takarken bu resmi gördüm,paylaşmak istedim.Hafta sonu kayın validem kahvaltıya çağırmıştı,eşime ciğer kavurması yedirmek için.Ciğer ve bilumum sakatatları çok seven bir eşim olmasına rağmen ben bırakın dokunmayı,görmeye bile dayanamıyorum ne yazık ki...Böyle olunca da Allah razı olsun anneler devreye giriyor.Kurbandan gelen ciğeri direk eşim aracılığı ile annesine havale ettik,hafta sonu da afiyetle yediler.Ben ve kızlarım için ise normal kavurma yapmıştı, sağolsun.
Bu çantayı geçen anneler gününde yapmıştım.(Bir benzerini de kendi anneme yaptım.)Okulumuzda nakış kursu açılmıştı,öğle araları boş geçmesin diye değerlendirmiştim Kurdele nakışı hem yapımı zevkli hem de çok zarif geliyor bana.Kısa sürede bitmesi de ayrı bir güzelliği.Bu biraz uzun sürdü ama,tüm yaprakları elimde tek tek kıvırdım,diktim ve içini astarladım,sonuçta ortaya herkesin beğendiği güzel bir iş çıktı.Güle güle kullansınlar...
Hayırla yatın,hayırla kalkın inşallah!
Bu çantayı geçen anneler gününde yapmıştım.(Bir benzerini de kendi anneme yaptım.)Okulumuzda nakış kursu açılmıştı,öğle araları boş geçmesin diye değerlendirmiştim Kurdele nakışı hem yapımı zevkli hem de çok zarif geliyor bana.Kısa sürede bitmesi de ayrı bir güzelliği.Bu biraz uzun sürdü ama,tüm yaprakları elimde tek tek kıvırdım,diktim ve içini astarladım,sonuçta ortaya herkesin beğendiği güzel bir iş çıktı.Güle güle kullansınlar...
Hayırla yatın,hayırla kalkın inşallah!
20 Ekim 2013 Pazar
Cahil Cesareti
Bazı kadınlar vardır trafikte,birçoğumuza denk gelmiştir mutlaka...Sınır tanımazlar,kural bilmezler!Her halükarda yolun kendilerine ait olduğunu düşünürler. Eeee haksız da sayılmazlar hani,güzel bir hanımefendi trafiğe çıkmışsa geçiş üstünlüğü elbetteki onundur...Şaka bir yana cahil cesareti olarak düşünüyorum bunu,herkes yol benim diye atlarsa olacakları tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek!
Genelde trafikte kurallara uyarım ama ben de bir iş yaptım ki,yapmaya başladım diyelim,tam cahil cesareti...Görmüş olduğunuz ceketi dikmeye kalkıştım. Burda Dergisinden bir model,kalıpları çıkarmam bile bir akşamımı aldı.Ben ki öyle profesyonel bir terzi değilim malum.Ama başladım bir kere,eğer sonuçta ortaya bir şey çıkmazsa, kumaş ziyan olursa eğitim zaiyatı,bu işle uğraşırken harcadığım zaman ise eğitime harcanmış zaman diye nitelendirilip işin içinden sıyrılmayı planlıyorum.Ama bir de alnımın akıyla diker bitirirsem değmeyin keyfime...
Sonuç olarak: Görelim Mevlam neyler,neylerse güzel eyler...diyorum. Allah'a emanet olun!
Bu da kumaşım,yünlü bir kumaş...Neredeyse 6-7 yıldır öyle duruyordu inşallah bir işe yarayacak....
Genelde trafikte kurallara uyarım ama ben de bir iş yaptım ki,yapmaya başladım diyelim,tam cahil cesareti...Görmüş olduğunuz ceketi dikmeye kalkıştım. Burda Dergisinden bir model,kalıpları çıkarmam bile bir akşamımı aldı.Ben ki öyle profesyonel bir terzi değilim malum.Ama başladım bir kere,eğer sonuçta ortaya bir şey çıkmazsa, kumaş ziyan olursa eğitim zaiyatı,bu işle uğraşırken harcadığım zaman ise eğitime harcanmış zaman diye nitelendirilip işin içinden sıyrılmayı planlıyorum.Ama bir de alnımın akıyla diker bitirirsem değmeyin keyfime...
Sonuç olarak: Görelim Mevlam neyler,neylerse güzel eyler...diyorum. Allah'a emanet olun!
Bu da kumaşım,yünlü bir kumaş...Neredeyse 6-7 yıldır öyle duruyordu inşallah bir işe yarayacak....19 Ekim 2013 Cumartesi
Batum'da Bir Gün...
Hayırlı akşamlar herkese...
Bir kurban bayramını daha geride bıraktık,çok şükür...Rabbim seneye de görmeyi nasip etsin herkese.Daha önce Rize'den dönüş yazımda Batum'dan bahsedeceğimi yazmıştım,onu yazayım fırsat bulmuşken dedim.Bu Batum'a benim ilk gidişim,sevdim mi HAYIR! Başkalarını bilmem ama bana çok soğuk geldi,kendimi sanki Tolstoy'un,Dostoyevski'nin kitaplarında gibi hissettim,içim titredi resmen.
İlginç bir şehir Batum,Karadeniz'in Çukurovası diyorlarmış çok doğru...Karadeniz bütün sıkıntısını Türkiye'ye yaşatıyor,o tarafa geçince kedi gibi oluyormuş.İçimiz acıdı ama nasıl gitmiş bu bereketli topraklar bizden diye...Kimsenin toprağında gözümüz yok,herkes barış içinde yaşasın ama bir zamanlar o toprakların bizim olduğunu bilmek üzüyor insanı!
Bir kurban bayramını daha geride bıraktık,çok şükür...Rabbim seneye de görmeyi nasip etsin herkese.Daha önce Rize'den dönüş yazımda Batum'dan bahsedeceğimi yazmıştım,onu yazayım fırsat bulmuşken dedim.Bu Batum'a benim ilk gidişim,sevdim mi HAYIR! Başkalarını bilmem ama bana çok soğuk geldi,kendimi sanki Tolstoy'un,Dostoyevski'nin kitaplarında gibi hissettim,içim titredi resmen.
İlginç bir şehir Batum,Karadeniz'in Çukurovası diyorlarmış çok doğru...Karadeniz bütün sıkıntısını Türkiye'ye yaşatıyor,o tarafa geçince kedi gibi oluyormuş.İçimiz acıdı ama nasıl gitmiş bu bereketli topraklar bizden diye...Kimsenin toprağında gözümüz yok,herkes barış içinde yaşasın ama bir zamanlar o toprakların bizim olduğunu bilmek üzüyor insanı!
Şehrin bir tarafında inanılmaz bir ihtişam var ,diğer tarafında ise geçmişten kalma sefillik,rezillik izleri insanın içini donduruyor.
Burası bizdeki Turizm Otelcilik Yüksek Okulu gibi bir şey,öğrenciler eğitim görüyor,otel de uygulama oteli sanırım.
Bu parka bayıldık,su müzikle beraber hareket ediyor.Eline kahveni al,saatlerce otur,süper bir yer.
Bu arada Batum'da bir de kaybolduk...2 kişi bir şey almak için bir dükkana girmiştik,4 kişi de dışarıda bizi bekliyormuş.Bu mu şu mu derken oyalandık sanırım,dışarı çıktık veee grup ortada yok.İnanılmaz panik oldum.Kimseyi arayamıyoruz telefonlar yurt dışına kapalı,derdimizi anlatamıyoruz Türkçe bilen yok.O kadar sinir bozucu bir durum ki anlatamam.Normalde ben derdimi anlatacak kadar İngilizce bilirim ama ne gezer?Bildiğim her şeyi unuttum sanki...Yaklaşık 1 saat sonra tam biz nerede olduklarını bulmuşken onlar da bizi buldu.Allah'tan bir arkadaş bizi dükkana girerken görmüş,biz de o kadar dolanıp grubu bulamayınca ilk kaybolduğumuz noktaya gitmeye karar verdik ve bizi orada buldular.
Batum hiç güvenli bir şehir değilmiş,her türlü mafya kol geziyormuş.İyi ki 2 bayan tek değildik,erkek arkadaşların yanımızda olması o an için en iyi şeydi sanırım.Gündüz tek bir insan yok, neredeyse terk edilmiş gibi,akşam ise adım atacak yer yoktu,beyler oldukça sakindi(ya da sakin görünüyorlardı)ama ben çok panikledim.Sağ salim Çayeli'ne döndüğümüzde çok şükrettim.Allah kimseyi vatanından uzak düşürmesin,amin...
Hayırla,umutla kalın...
Yer:
Çorum, Türkiye
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















.jpg)

